Eğitim Anlayışımız
EGET Vakfı Senedi’nde de yer aldığı gibi, en önemli amacımız, ‘maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim görmekte ekonomik güçlük çeken öğrencilere burs vererek, öğrencilerin öğrenimlerini kesintiye uğramaksızın sürdürebilmeleri için fırsat sağlamak’tır.
EGET Vakfı olarak, ülkemizin gereksinim duyduğu değişimin, eğitimle güçlenmiş; bilim ve sanatla alabildiğine donanmış gençlerle gerçekleşebileceğine inanıyoruz. Bu nedenle, gençlerimizin en üst düzeyde eğitim görmeleri ve ülkemizi çağcıl uygarlık düzeyinde hakkı olan yere taşıyabilmeleri için, onlara, gücümüz yettiğince maddi destek sağlamayı hedefimiz edindik.
OECD 2020 verilerine göre, Türkiye’de yükseköğretime yönelik istem, son 10 yılda, diğer OECD ülkelerinden daha yüksek bir artış göstermektedir. Buna karşın gençlerin %57’si bir lisans programına yerleşebilirken, bu yerleşen öğrencilerin de sadece yarısının öğretimini tamamlayabilmesi beklenmektedir. Öğrencilerin öğretimilerini tamamlayamamasındaki en temel etmenlerden biriyse, onların maddi olanaksızlıklarıdır. Gençler, bir yükseköğretim programına yerleşseler de, maddi yetersizlikler nedeniyle en doğal gereksinimlerini bile karşılayamıyor ve öğrenimlerini yarıda bırakmak zorunda kalıyorlar.
Türkiye, aynı zamanda, Avrupa ülkeleri arasında, şiddetli maddi yoksunluk yaşayan çocuk oranın en yüksek olduğu ülkedir. Eurostat 2019 verilerine göre, Türkiye’de çocukların yaklaşık %35’i şiddetli maddi yoksunluk içinde büyüyor. Çocuk yoksulluğunun, ömür boyu sürme riski de taşımakta olduğu düşünüldüğünde, eğitime erişim eksikliği, günümüz çocukları için daha önemli bir tehlike içeriyor. Zira yükseköğretime devam edemeyen gençler daha vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalıyor; daha sık işsizlik sorunuyla karşılaşıyor ve daha düşük gelir elde ediyorlar. Çocuklar için eğitimde fırsat yoksunluğunun kuşaktan kuşağa aktarılması ise bir başka tehlike. Bu tehlikeler, ancak ve ancak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve öğrenim gören gençlerin öncelikle maddi olarak desteklenmesi ile aşılabilir görünüyor.
EGET Vakfı, gençlerimizi, yeterince eğitim görememiş, kültür bağlamında gelişimini tamamlayamamış bireyler olmasına göz yumulmaması gerektiğine inanmakta. Alt ekonomi grubunda yer alan ailelerin çocuklarının sosyal ve ekonomik bağlamda toplumdan dışlanmalarının doğuracağı olumsuz sonuçlardan, zaman içinde, bütün ülkenin zarar göreceğini düşünmekteyiz.
Devlet insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarında görev alan yöneticilerimizin ve tek tek her birimizin, ülkemizde günden güne daha da derinleşen bu yaraya en kısa sürede gereken ilgiyi göstereceğine inanmak istemekteyiz.
Ekolojik Tarım Hakkındaki Görüşlerimiz
Ekolojik tarım, toprağı, suyu ve havayı korunduğu; kimyasalların ya da genetik mühendisliğin kullanılmadığı; doğayla uyum içinde gerçekleştirilen yetiştirme tekniklerinin uygulandığı bir tarım biçimidir. 2009 yılında, Birleşmiş Milletler destekli Kalkınma İçin Tarım Bilimi ve Teknolojisinde Uluslararası Değerlendirme (IAASTD) Örgütü, dünyanın en iyi 400 bağımsız araştırma şirketinin dünya çapında gerçekleştirdiği binlerce araştırma projesi ve vak’a çalışması sonucunda edinilen veriler ışığında bir rapor yayımladı. Raporun henüz yarısı yazılmışken, biyoteknoloji/GDO firmaları çalışmadan çekildiler; çünkü raporun ürünlerdeki genetik değişikliği onaylamayacağını ve raporun bulgu ve görüşlerinin iş çıkarlarını ve tüm kimya endüstrisinin tarıma yaklaşımını tehdit edeceğinin farkına vardılar. Anılan örgütün raporu, şimdiki dünya nüfusunun duyabilmesi için, ekolojik tarımın tek çözüm yolu olduğunu açıkça tavsiye etmekteydi.
Tarım uygulamalarımızı, bilimsel verilere dayanarak; tamamen doğaya saygılı bir biçimde; toprağa, suya ve havaya zarar verecek hiçbir kimyasal madde kullanmadan; gerek bu konudaki gelişimleri yakından izleyerek, gerekse toprağın bize anlattıklarını dinleyerek geliştirdiğimiz yeni yöntemlerle, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları çerçevesinde gerçekleştirmekteyiz.
EGET Vakfı’nın ilk tarım uygulaması, ‘EGET Vakfı İktisadi İşletmesi’ sayfasında da ayrıntılı bir biçimde okuyabileceğiniz gibi, Muğla ili, Armutçuk Mahallesi’ndeki 22.000 m2’lik bir arazinin ıslah edilmesi ve trüf mantarı yetiştirmek üzere, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Trüf Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden satın alınan trüflü meşe fidanlarınının araziye aktarılması oldu. Bu dikimlerin ardından, trüf mantarının gelişimini destekleyici etkisi olan lavanta fideleri, meşe fidanlarının arasına aktarıldı. Böylece, trüf mantarlarının gelişmesinin bekleneceği beş yıllık süreçte, lavanta, vakfımızın iktisadi işletmesine gelir getirecek ikinci bir ürün olarak katkı sağlar oldu.
Geriatriye Bakışımız
Ana amacı eğitim bursu vermek olan vakfımızın bir diğer amacı da Geriatri ve Gerontoloji bilimine katkıda bulunacak çalışmalar yapmaktır.
Geriatri ve gerontoloji, orta yaş ve üstü insanların sadece tıbbi gereksinimlerinin değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal gereksinimlerinin de karşılanarak sağlıklı yaş almalarına ortam hazırlama bilimidir. Geriatri bilimi, tıbbi konulara odaklanırken, gerontoloji, daha genel anlamıyla yaşlanma sürecini inceler; sadece yaşlıların değil, doğuştan itibaren yaşlanmamak ya da sağlıklı yaş almak için uygun çevre ve beslenme koşullarının iyileştirilmesi üzerinde durur.
Demografik veriler değerlendirildiğinde, dünyada insanların eskiye oranla daha uzun yaşadığını; doğum oranlarının azaldığını ve yaşlı nüfusun orantısal olarak artmakta olduğunu görüyoruz.
TÜİK verilerine göre ülkemizde, 2023 yılında beklenen ortalama yaş alma süresinin erkeklerde 75,8; kadınlarda ise 80,2 olacağı tahmin edilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlık, bireyin, beden, ruh ve sosyal yaşantı olarak tam bir iyilik hali içinde olması biçiminde tanımlanmaktadır. Doğuşta beklenen yaşam süresinin uzamasının yanı sıra yaşam kalitesinin de artması, sağlıklı yaş almanın yapı taşlarını oluşturmaktadır.
EGET Vakfı, geriatri ve gerontoloji biliminden hareketle ve çalışmalarını bu bilimin katkılarıyla zenginleştirerek, orta yaş ve üstü insanların olağan yaşlanma sürecini, gerek doğal beslenme gerekse bu insanların yaşamdan uzaklaşmak yerine yaşama katılmasını teşvik edici çalışmalarıyla, sağlıklı yaş alma sürecine dönüştürebilecek yöntemleri desteklemektedir.
Turizm Anlayışımız
Dünyamız, yerüstü kaynaklarımızı hoyratça kullanmamız; fosil yakıtları düşüncesizce tüketmekte oluşumuz ve teknolojik süreçlerin eko sisteme zarar vermesi sonucunda, doğanın geri dönülemez derecede tahrip edildiği bir dönem yaşamakta. Küresel ısınma sorunuyla karşı karşıyayız! Bu da tüm dünyada iklimlerin değişmesi anlamına gelmekte.
İklim değişiklikleri, dünyadaki turizm anlayışında da değişikliklere neden olmuş; klasik turizm kavramından uzak, yeni arayışlar başlamıştır.
Oldukça yeni bir kavram olan ekoturizm, ilk kez 1992 yılında, Rio Çevre Zirvesi’nde ortaya atılan bir kavramdır. Zirvede, ekoturizm, ‘yeryüzünün doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan; bunun yanısıra yerel halkların ekonomik kalkınmasına destek olurken, sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir yaklaşım ya da tavır’ olarak benimsendi.
EGET Vakfı olarak tüm girişimlerimizde ‘sürdürülebilirlik’ ilkesi ile hareket etmekteyiz. Özellikle kırsal-turizm ve çiftlik-turizmi alanlarına odaklanmayı ve turizm işletmelerini salt konaklama alanlarıyla sınırlı tutmayıp tarım, hayvancılık ve turizm üçlüsünün bütünleşeceği işletmeler olarak planlamaktayız.
EGET Vakfı’na döner sermaye oluşturmak ve vakfımızın uzun yıllar yaşamasını sağlamak amacıyla seçtiğimiz alanlarda (geriatri, ekolojik tarım ve turizm uygulamalarında) salt Türkiye için değil, dünyaya da örnek projeler üreterek, doğal çevreye ve yaşama saygılı bir sivil toplum örgütü modeli yaratmayı kurmaktayız.