Adımızı Yaşatmak İstemedik İnsan Olmanın Gereğini Yaptık. Devrim Gazetesi 13-Haziran 2019 Tarihli Röportaj

,

Devrim Gazetesi 13-Haziran 2019

“ADIMIZI YAŞATMAK İSTEMEDİK İNSAN OLMANIN GEREĞİNİ YAPTIK”

“Yukarıdan aşağıya yaklaşık olarak herkesin parayı en kutsalı bildiği bir dönemde başlıktaki bu sözü kullanacak insan var mı?” diye soracaklar olacaktır. Evet var. EGET Vakfı kurucularından Özlem Uzman Hanımın sözü, bu söz.

Kendileriyle röportaj yapmak istedim. Gün ve saat verdiler. O saatten az önce varmak için cumbalı eski Muğla evlerinin sıralandığı dar bir yoldan ilerleyerek EGET Vakfı’nın merkez binasına vardık. Tarihi dokusuna dokunulmamış bir binanın demir halka tokmağını kullanarak geldiğimizi haber verdik.

Yan taraftaki han kapısını andıran kocaman bir kapıdan içeriye girdik. Gözlerimize inanamadık. Bitişik düzen sıralanan bu evler arasında oldukça geniş ve o derecede de bakımlı bir bahçeyle karşılaştık. Her türden bitki fidesinin bilimsel olarak yetiştirildiği bu bahçeyi hayranlıkla izleyip fotoğraf çektirdikten sonra üst kata çıktık. Binanın dışı gibi içinin de tarihi dokusu aynen korunmuş, Bir tarihi dönemde yaşıyormuşum gibi duyumsadım kendimi.

Kısa süreli bir konuşmadan sonra öncelikle şiir kitabım Ölmezlik Bestesi ve son kitabım Dünyada Sömürü Nasıl İşletiliyor? Sömürgenlerin Tek dünya Devleti Kurma Düşleri’ni hediye ettim. Vakfın kurucu üyesi ve yönetim kurulu başkanı Özlem Uzman Hanım, Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi almış, dilbilimci ve işletmeci… İşletme yüksek lisans için gittiği ABD’de bir süre yaşadıktan sonra ailevi nedenlerle yurda dönmüş. Daha çok kurumsal işletmelerde yönetici olarak çalıştıktan sonra, 2004 yılından itibaren kendi adına ticaretle uğraşmış. Safai Beyle tanışınca da birlikte vakıf kurmaya karar vermişler. Dört yıldır bu görevi sürdürmektedir. İş yaşamında istekle çalışmış, ancak son dört yıllık çalışması, yaşamının en çok zevkle çalıştığı bir dönem olmuş.

Vakfın kurucu kurulu üyesi ve mütevelli heyeti başkanı Safai Bey, mimarlığı bitirdikten sonra 1992 yılına dek mimarlık, ondan sonra yirmi yıl da bir köyde koyun besiciliği yapmış. Son beş yıldır da Muğla’da oturmaktadır.

Kendilerine sorular sorup yanıtlarını aldım.

(Nuri Çelik) Vakıf kurmak nereden aklınıza geldi, amacınız ne idi ve bunun için parayı özel varlıklarınızla mı karşıladınız? Bir sözleşme yaptınız mı? Özel giderlerinizi nasıl karşıladığınızı açıklamanız mümkün mü?

(Safai Özer) Elimize bir nakit akımı geçti. Özlem Hanımla birlikte düşündük. En iyisinin bir vakıf kurarak Üniversitede okuyup da ekonomik açmazlar içinde olan öğrencilere burs olanağı yaratmak olduğuna karar verdik. Yönetimde görev alacakları seçtik. Vakfın yalnız bağışlarla ayakta durmasını istemedik. Girişimlerimizin meyvesini bir döner sermaye yoluyla gelecek yıllarda almaya başlayacağız. Özlem Hanım ve ben, mal varlıklarımızı noterden vasiyetname olarak vakfa bağışladık. Yalnız nakitlerimizin bir kısmını iktisadi işletmelerimiz için kendimize ayırdık. Geçimimizi bu nakitlerimizden karşılıyoruz. Vakıftan herhangi bir beklentimiz olmadı ve yoktur. Tüm nakdimizi de vakfa yatırıp oradan maddi bir beklenti içinde olsaydık, bu durum, sağ cebimize koyduğumuzu oradan alıp yeniden sol cebimize aktarmak olacaktı.

(N.Ç.) Vakfınız kurulalı yaklaşık dört yıl oldu. Bugüne dek yapılan harcamaları ve verdiğiniz burs için paraları hangi yollarla sağladınız?

(Özlem Uzman) Vakıf genç olduğu için harcamaları, kurucuların bağışlarından ve Türkiye çapındaki yardımlardan karşılıyoruz. Amacımız, kapı kapı dolaşarak bağış toplamak değil, iktisadi işletme yoluyla bir döner sermaye oluşturup vakfı desteklemektir. İlk iktisadi işletmemiz, trüf işletmeciliğidir. Ama oradan da henüz bir ürün alma söz konusu değil. Lavanta ürünü ve iktisadi işletmelerin hasadını ufak ufak almaya başladık. Şu anda yatırım aşamasında olduğumuz için bunların yeterli olduğunu söyleyemeyiz.

(N.Ç.) Vakfınıza başvuru nasıl yapılıyor, burs vereceğiniz öğrencileri hangi ölçülerle tespit ediyorsunuz, şu anda kaç öğrenciye burs vermektesiniz?

(S. Ö.) Burs alacak öğrenciler internet üzerinden onlayın (online) başvurusu yapıyorlar. İki yıl içinde on altı bin öğrenci başvurdu. Başvuran öğrenciler otuzdan fazla soruya yanıt vermek zorundalar. Ülkenin ekonomik durumu ve öğrencilerin nasıl bir açmaz içinde oldukları bundan daha iyi tanımlanamaz. Nasıl bir alana parmak bastığımızı, bu iki yılda başvuran on altı bin öğrenci kanıtlıyor.

Bilgisayarın tespit ettiği sıralamadaki öğrenciler, bir de sözlü görüşmeye alınıyor. Bu iki puanlamada öne çıkanlarr, başvurudaki verdikleri bilgilerin doğruluğunu kanıtlamak zorundalar. Yönetmeliğimiz, okulunu bitirip de bir işe girenlerden altı aylık çalışması sonrasında onun da başka bir öğrenciye burs vermesini öngörüyor Ancak bunun bir yasal zorunluluk olmadığını belirtelim.

Şu anda 31 öğrenciye burs vermekteyiz. Bizim durumumuz bu kadarına uygun, daha fazla öğrenciye burs verme işi, öncelikle hükümetlerin ve yerel yönetimlerin görevidir.

(N: Ç.) Vakfın adının açılımı nedir, vakfa neden adınızı vermediniz?

(Ö. U.) Vakfımızın adının açılımı, eğitim, geriatri, ekolojik tarım ve turizmdir. Geriatri, orta yaş ve üstündekilerin yalnızca sağlıklı kalmalarını değil, bedensel ve ruhsal yönden de sağlıklı kalmalarını ve sağlıklı yaş almalarını sağlayan bir bilim dalıdır.

Biz daha çok toplumsal yönüyle ilgileniyoruz. Bununla ilgili aktif olarak pek bir şeyler yaptık diyemiyoruz. İleriye dönük projelerimiz var. Bir şeyler yapmadan pek de konuşmak istemiyoruz. Projelerimiz gerçekleştikçe yaptıklarımızı açıklayacağız.

Adımızı vakfa vermedik. Çünkü adımızın yaşatılmasını değil, sadece insan olmanın gereğini yerine getirmeyi amaçladık. Biz bu topraklara ve insanlarına borçluyuz. Bu borcumuzu ödemek istiyoruz. Adımızı vakfa verseydik bu amacımıza ulaşmış olamayacaktık.

Vakıf, adımızla değil, verilen bursların sayısı ve dokunduğu hayatlarla yaşayacaktır.

(N. Ç.) Saygıdeğer hocam, Özlem Hanım. Geriatrinin daha çok sizin konunuz olduğunu söyledi. Bu konuda ne demek istersiniz?

(Prof. Dr. Nurettin Demir, Danışma Kurulu Üyesi) İnsanlar, belli bir yaşa gelince tekniğin ve teknolojinin gelişimine paralel olarak kendi yalnızlığıyla baş başa kalıyorlar. Bunları yaşama bağlamak gerekiyor. Geriatri, ülkemizin ve dünyanın sorunudur. Bu nedenle aslında çözümler üretmek ve bunları yaşama bağlamak, devletlerin görevidir. Arkadaşlarımız, bunu vakfa bir hedef olarak almışlar. Yaşlıları yalnızlıktan kurtararak ruhsal ve bedensel yönden daha mutlu yaşamalarını sağlamak istiyorlar. Bilimsel çalışmalar yapıyorlar. Tarımda, lavanta ve trüf mantarı yetiştiriciliğinde elde ettikleri başarılar, bahçedeki ve başka alanlardaki çalışmaları bunun kanıtıdır.

Tıp Fakültesini kurarken geriatri ve onkoloji köyleri kurmak hayalimdi. Hayal kurmak önemlidir. Kurulan bu hayalleri bir gün gerçekleştirmek isteriz. Bu hayallerimizin gerçekleşmesinde yerel yönetimler ve siyasetin engellerinin de aşılması gerekiyor. Vakfımızın ileriye dönük önemli projeleri var. Arkadaşlarımız, bunları yaşama geçirmek için büyük çalışmalar yapıyorlar.

( N. Ç.)Vakfınızın bildiğim kadarıyla bir de trüf mantarı üretme projesi var. Dört yıl önce davetliler arasında ben de vardım. Bu mantarı üretecek birer tane meşe ağacı diktik davetliler olarak. Üzerine de adımız yazılı plaket takıldı. Sizi bu işe yönlendiren ne oldu? Asıl amacınız para kazanmak mıydı?

(Ö. U.) Asıl amacımız EGET Vakfına gelir getirici iş ve işlemlerde bulunmaktı. Vakfı kurmadan önce Safai Beyin aklına takılmış. Bu konuda araştırmalar yapmış

Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde bu konularda araştırmalar yapan bir enstitü vardı. Oradan vakfı kurduktan sonra laboratuar ortamında köklerine trüf sporu aşılanmış 415 meşe ağacını satın aldık. Sizin de hazır bulunduğunuz 24 Mayıs 2015 yılındaki etkinlikte bunlar dikildi. Yaklaşık bir yıl sonra ürün almaya başlayacağız. Kilosu bin Avroyu bulan çok değerli kışlık bir cins bizimkisi. Bu konuda ülkemizde en geniş yetiştirici biziz.

( N. Ç.) Önümüzdeki yıl, beşinci yılınız dolacak ve ürün almaya başlayacaksınız. Dikilen meşelere önceden aşı mı yapılıyor ve yerin altındaki ürünleri göremeyeceğimize göre mantarın odluğunu özel eğitilmiş köpekler arcılığıyla mı tespit etmek gerekiyor?

(S. Ö.) Laboratuar ortamında aşı yapılıyor. Seralarda bekletilerek yabancı mantarın bulaşıp bulaşmadığı araştırılıyor. Muğla S. K Üniversitesindeki laboratuar göçmüş durumda… Önemli uzmanlardan yoksun duruma geldi. Biz de kontrol için köklerden örnekler alarak Fransa’ya göndermek zorunda kalıyoruz. Bunun hasadı için özel yetiştirilmiş köpekler kullanılıyor. Biz şu anda bir yavru yetiştirmeye başladık.

(N. Ç.) Kara elmas olarak da anılan trüf mantarlarının Avrupa tarafından 18’ci yüz yıldan beri tanınıp, yetiştirildiği, bazı Avrupa ülkelerince bununla ilgili olarak festivaller düzenlendiği biliniyor. Yüz gramı bile yerli halkın para ayıramayacağı kadar yüksektir. Bu ürünü bu denli değerli kılan nedir ve nasıl pazarlayacaksınız? Ürünleri yurtdışına pazarlamak için sanıyorum bir ön çalışma ve araştırma yapmışsınızdır, öyle değil mi?

(S. Ö.) Bir bakıma bizim araştırma yapmamıza gerek kalmıyor. Çünkü internet üzerinden yapılan duyuruya karşılık şu anda Avrupa’dan bizimle altmış lokanta bağlantı kurmuş durumda. Talep fazla olup üretim az olduğu için fiyatlar böyle yüksek…

Fiyatları zaten Avrupa Belirliyor. İki cins trüf mantarı var: Bir Alba beyazı, bir de melanosporum… Alba beyazı kültür yoluyla üretilemiyor. Doğadan ne kadar elde edilebilirse o kadarından yararlanılıyor. Böyle olunca da öteki cinse göre fiyatları çok yüksektir. Bizimkisi kışlık cinsi… Şu andaki fiyatı da 1200 dolar civarında. Gelecek yıl alacağımız ürün dönüm başına 1 KG hesabıyla 22 KG civarında olacaktır. Ancak bu 10 yıl sonra on katı artacak, ondan sonra bu düzeyde elli yaşına dek sürecek. Elli yaşından sonra fidanları yenilemek gerekecektir.

(N. Ç.) Önümüzdeki yıl ürün alıp bunların satımı sonucu bir artı değer elde edeceksiniz. Masraflar çıktıktan sonra kalanı yeni bir yatırıma mı ayıracaksınız yoksa o artı değerleri yardım olarak mı kullanmayı düşünüyorsunuz, nasıl?

(Ö. U.) Ekolojik tarımla ilgili yatırımlarımız tamamlandıktan sonra artı değer yaratılmaya başlanacak. Elbette daha çok burs verebilmek için daha çok gelir getirecek yeni yatırımlara yöneleceğiz.

Bana bu röportajı yapma fırsatı veren mütevelli H. Başkanı Safai Özer Beye, yönetim kurulu başkanı Özlem Uzman Hanıma teşekkür ediyorum. Ricamı kırmayarak arabasıyla beni evimden alıp buraya getiren, trüf mantarı ekim alanına götürüp getiren ve sorumu yanıtlama zahmetinde bulunan vakfın danışma kurulu üyesi dostum Prof. Dr. Nurettin Demir’e teşekkür ederek görüşmeyi tamamlıyorum. Yeniden buluşmak dileğiyle vedalaşıyoruz. 12.06.2019