Merhabalar;

     Ben EGET VAKFI’nın bursiyer öğrencilerinden; daha da önemlisi, Türkiye’nin geleceği için uğraşan bu ‘tatlı ailenin’ fertlerinden biriyim. EGET Vakfı için, ‘aile’ dedim; çünkü gerçekten de bu vakıfta herkes birbirinin ağabeyi, ablası, kardeşi, çocuğu. Bu kadar samimi bir ortama şahit olmak, gerçekten güven verici.

     Liseyi, eğitimi çok da düzgün olmayan bir okulda okudum. Ailemizin maddi durumu çok iyi olmadığı için, dershaneye gitmek, özel ders görmek gibi imkanlara sahip değildim. 12. sınıfta girdiğim üniversite sınavında, sıralamam, ilk yüz binin de altındaydı. Doktor olmak istiyordum; ama bırakın bir tıp fakültesinde öğrenim görmeyi, bu durumda, dişe dokunur herhangi bir bölüme bile yerleşemiyordum.

  Düzenli ders çalışmaya başladım. Notlarımdaki artışı gördükçe, hırslanıyor, daha fazla çalışır oluyordum. Sınav sonucunda, tıp fakültesi öğrenimi görme hakkı edindim. Ailem de ben de çok sevindik; ama sırada başka bir sorun vardı: Başka bir şehirde öğrenim görmemin maddi bakımdan ne kadar zor olacağını düşünür olduk. O günlerde, burs veren kuruluşları araştırırken, EGET VAKFI ile karşılaştım ve başvuruda bulundum. Sonrasında, mülakata çağrıldım. Mülakat sırasında, bu Vakıf’a, orada çalışanlara, harcanmış olan once emeğe bir kez daha âşık oldum: Bu ülkede, birileri yararına, karşılıksız beklemeksizin emek sarf eden insanlar vardı hâlâ!

     Sizler de yılmayın, arkadaşlar; hayallerinizin peşinden koşmaya devam edin.
                                                                                           

                                                                                                                    Sevgi ve saygılarımla

                                                                                                                              Nidal