Doğu Anadolu bölgemizin köylerinden birinde yaşayan çiftçi bir ailenin çocuğuyum.

     Babam ilkokul mezunu olsa da ileri görüşlü ve eğitim taraftarı bir insandı. “Gerekirse üstümdeki ceketimi satarım; yeter ki okuyun.” derdi. İdealist, vatansever, azimli; ne var ki maddi imkanlardan yoksun biriydim. Yine de babama doktor olma sözü verdim.  

    Dershaneye gidemedim. Yeterli kaynak kitaplarım da yoktu. Bu yüzden ilk yıl, tıp fakültesini az bir farkla kaçırdım. “Tıpa en yakın bölüm, hemşireliktir.” diyerek, o yıl, hemşirelik bölümlerini tercih edip bir yandan da sınavlara yeniden hazırlanmaya başladım. O yıl, başarılı da oldum. Babam, tıp fakültesini kazandığımı, Devlet Hastanesi’nin beyin cerrahisi kliniğinde, yoğun bakım ünitesinde yatmaktayken öğrendi. Beyninde tümör olduğu saptanmıştı. 20 gün içinde de vefat etti.
     Babamı toprağa verdikten sonra, onun mezarı başına oturup ona, bu ülkenin en iyi beyin cerrahlarından biri olma ve ülkeme en iyi şekilde hizmet etme sözü verdim.

     İçimde deli taylar cirit atmakta. Büyük ideallerim var.
     Bir beyin cerrahına,  bu kararlı yolculuğunda destek sağladıkları için, EGET Vakfı’na teşekkür ederim.

 

      Saygılarımla

      Yüksel 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.