Merhabalar.

     Ağrı, Doğubeyazıt’ta, yazları serin, kışlarıysa buzdolabı kullanmamıza gerek bile kalmayacak kadar soğuk bir evde doğdum. On üç kardeşiz ve ben ailenin sekizinci çocuğuyum.
     İlkokulu, mahallemizdeki okulda bitirdim. İki ablam, ben ve iki kardeşim, kendi dönemlerimizin okul birincileriydik. Ortaokul dönemimi orta düzeylerde sürdürmekteyken, sekizinci sınıfın sonlarına doğru bir öğretmenin,"Senden ne köy olur ne kasaba." demesiyle birlikte, bana bir şeyler oldu.  Önce okul birinciliğini, sonra da sınavda, Ağrı Fen Lisesi’ni kazandım.
    Duygusal kişiliğimden dolayı, ilk yarıyılımı ağlayarak geçirdim; ama zamanla okuluma uyum sağladım. Yurt yemeklerinden herkes gibi ben de çok çektim. Açlık günleriydi lise yıllarım.

     İlk sınav denememde puanım istediğim bir bölümü tutmadığı için Doğubeyazıt'a döndüm. İyi bir bölümü kazanıp o yıllarda on üç çocuğundan sekizini tek başına çalışarak okutmakta olan ve hep arkamızda duran babamı mutlu etmeyi nasıl da istiyordum oysa. Neyse ki geçen yıl emeklerimin karşılığını gördüm. Bu yılsa ikinci sınıf öğrencisiyim. Şimdilerde, benden başka üç kardeşim üniversite; bir kardeşim lise; iki kardeşim ortaokul öğrenimi görmekte. Bir diğeriyse üniversite sınavlarına yeniden hazırlanmakta.
     Nice zorluklarla okuyorum ve  babamın hâlâ düzenli bir işi yok; ama ben yine de yılmayacağım ve herkesin umudu olmak için didinmeye  devam edeceğim.
       

                                                                                                                                            Sevgilerimle, teşekkürlerimle

                                                                                                                                                             Ronahi