Merhaba;
  Şu yaşadığımız coğrafyanın en doğusunda doğdum. O coğrafyada kadına biçilen rolü sizler kestirebilirsiniz. Benim durumumdaki  fark, kadınlara uygun görülen rolü benimsemeyen çağdaş bir babanın kızı olmamdı. Yedi kardeş, bu değerlerle büyüdük. İlkokula başladığımda, kitapların üstünde uyuyakalan bir çocuktum.   Zamanla, okulun, insanları hayata hazırlayan en önemli kurum olduğunu anladım. Ortaokulda okumaya başladığım dönemde beni idealist biri olmaya yönlendiren, canımdan çok sevdiğim babamı kaybettim. Artık onun için yapabileceğim tek bir şey vardı: Her şeye rağmen başarmak!  Orta düzeyde bir anadolu lisesini kazandım; ama kendime güvenim tamdı. Beni katiplere benzeterek küçümseyen matematik öğretmenime rağmen özgüvenimi yitirmedim. En öncelikli dileğim, hukuk öğrenimi görüp tarafsızca kararlar verebilen bir hukuk insanı olmaktı. Liseyi bitirdiğim yıl, herhangi bir hukuk fakültesini kazanamadım. Başarısızlık, daha da hırslanmama neden oldu. Bir sonraki sınavda kazandım ve hukuk öğrenimi görmeye başladım. 
  Artık önümde tek bir engel vardı: Benimle birlikte altı çocuğun birden sorumluluğunu üstlenen ailemin sırtlandığı yükü biraz olsun hafifletmek… Bu süreçte, EGET Vakfı ile tanıştım. EGET Vakfı, gerçekleştirdiği güzel işlerin yanısıra, bir aile sıcaklığı taşımaktaydı. Bu ailenin bir ferdi olmamı sağladıkları için onlara minnettarım. 😊
  Sağlıcakla kalın. 

                                                                                                                                                                                            Şirin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.