Merhaba;


  On iki çocuklu bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya geldim.

  Ben ilkokul dördüncü sınıftayken, annemi kaybettik. İki ay sonra, babam yeniden evlendi. Sonraki üç  yıl içinde, biri erkek, biri kız, iki kardeşimiz daha oldu. Babam, büyüklerinden gördüğü gibi, bir mecburiyet olmadıkla bizimle konuşmazdı. Hâlâ da öyledir. Üvey annemizse, üvey anne olmanın hakkını verdi hep.


  On iki yaşımdan beri, ablalarım ve ağabeylerimle ülkenin farklı şehirlerinde mevsimlik işçi olarak çalışmaktayım. Okula gitme iznini ancak yazları tarlalarda çalışırsak veriyordu, babam. İşler nedeniyle, okula hep iki ay geç başlamışızdır. Lise sınavlarında yatılı olarak okuyabileceğim bir Anadolu Lisesi’ni kazandım.   Kardeşlerimin neler çekiyor olabileceğini düşünmekten ve onlardan uzak olmaktan dolayı çektiğim sıkıntılar hiç de sıkıntı değilmiş meğer.  Kısa bir süre sonra,  kendimde, bu sıkıntıların yan etkilerini de görmeye başladım:   Onuncu sınıfta boyun, sonrasında da bel fıtığı oldum. Bunları, fibromiyalji (kas romatizması) izledi. Bu hastalık yüzünden, çok unutkanlaştım. Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde, ağrılarım ve ağrı kesici kullanma gereksinimim arttı. Tıp fakültelerinden birinde öğrenim görmek istiyordum; ama zamanım, soruları yanıtlamaya bile yetmedi. Bir eğitim fakültesini tuttu puanım. Ailemden hiçbir maddi destek görmediğim için, yeniden sınavlara girebilme olanağım yok; ama ileride iyi bir öğretmen olacağıma inanıyorum.


  Destekleriniz için teşekkürler, EGET Vakfı.

 

                                                                                                                                                                                                                         Sema